kfgllfgl's profile''MAKSADIMIZ İMAN VE AHİ...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
January 13 FARKINDA OLMALI İNSAN |
|||||||
|
Bir sayfa daha kapandı, bir ismin devri sonlandı şiraze. Ağlasak dönmeyecek, dövünsek kâr etmeyecek. Giden gitmiştir. Giden gitmiştir şiraze. Öfkeliyim hâlâ kör gözlerimin açılamayışına gerçeğe. Öfkeliyim duyduklarımı yüreğime indiremeyişime. Öfkeliyim dar-ı dünyaya sahip çıkışıma. Öfkeliyim şiraze bu denli kendime dayanıp yükselemeyişime. Bir de şu aşk üzerine dem tutuşum medrese odasına kapanıp. Aşk kim ben kim şiraze... aşk kime ben kime şiraze... | ||
| ||
Bir de benim için duaya dur Şiraze.
O'nu benim için bana iste.
"dahası yok" de
"kâbili yok" de
"tâkati yok" de
"öğrenemedi yolda nasıl yürünür
nasıl ve nerede durulur
kimin koluna girilir de gidilir"
"öğrenemedi" de. "bir taşa yastık diye nasıl baş koyulur."
"bir gecede bin rek'ata nasıl durulur."
"bir yürek nasıl hamur gibi yoğrulur."
"nasıl her söz sessiz yutulur, nasıl tutulur sırrı âlemin, nasıl olunur."
nasıl olunur
nasıl olunur Şiraze.
bir de benim için Şiraze, nemli gözlerinin ifadesine beni doldur da yüreğini aç.
"ah" de
"sonun arkası sabah" de
"tüm arzusu salâh" de
"Ceyhun'da serinlemek
dünyaları bir secdeye vermek
ötelere kanat çırpa çırpa gitmek
bir tebessüm ile göçmek..."
diyebildiğin ne var ise de Şiraze.
Ve sen yine denendiğinde
ve yine kalbin daraldığında
ve yine bütün kapılar yüzüne kapandığında
ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde...
Uzun uzun düşün
ve hatırla yaratanını!
Allah kuluna kâfi değil mi?
(Zümer/36)
|
Şekerin yalnız adını duymak bile, Daha iyidir zehir koymaktan dile! |
Herkes biliyor ki:
..............................................................................................................................................................................
Dostluğun sıcaklığını, arkadaşlığın samimiyetini andıran,
Bir selâm yolluyorum sana çok uzaklardan,
Sadece senin anladığından...
Herkes için her şey olamazsın
Her şeyi bir anda yapamazsın.
Her şeyi mükemmel yapamazsın.
Her şeyi herkesten iyi yapamazsın.
Sen de herkes gibi bir insansın.
En azından, birisi için önemli bir şey ol.
Bir anda sadece bir şey yap.
Bir şeyleri hep eksik bırakacağını hatırla.
Bir şeyi herkesten iyi yapmaya bak.
Böylece hiç kimsenin “senin gibi” olamadığını gör.
Herkesin herkes gibi olmaya çalıştığı yerde,
Sen “sen” ol, böylece herkesten daha iyi ol...
"Sana" dedi, en uygun armağan bir ayna olabilir yine de.
Bir ayna ki baktığında kendi güzelliğini görebilesin.
ve nasıl yansıyorsa senin güzelliğin şu aynaya,
nasıl sen olmasan bir büyük boşluktan
başka bir şey düşmeyecekse şu aynaya.
İşte öylece bilesin ki o en parlak ışığın
yansımasından başka birşey değildir senin de güzelliğin.
Sen suretsin O asıl. Sen fersin O mana.
Sen bedensin O ruh. Sen gurbetsin O yurt.
Sen parçasın O bütün. Sen gölgesin O ışık..”
Böyle söyleyip de geldiği uzun yolları aşmak üzere geri dönerken bedevi,
Yusuf baktı elindeki aynaya ve “bildim” dedi.
"Her şey O’ndan, Sen de O’ndan, Ben de O’ndan!
Bunu söylemek istiyorsun ve ben bunu biliyorum."
…Yusuf ile Züleyha / Nazan Bekiroğlu…

Selâm Olsun!..
Cenâb-ı Allah, “Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahiplerinden izin isteyip onlara selam vermeden girmeyin.” (Nûr, 24/27); bir başka ayet-i kerimede de, “Şayet size selam verilirse, siz de ondan daha güzel bir tarzda selamı alın, en azından verilen selamın misli ile karşılık verin!” (Nisa, 4/86) buyurmaktadır. Ayrıca, “Rahman’ın has kulları o kimselerdir ki onlar tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine laf atarsa “Selametle!” der geçerler.” (Furkan, 25/63) ilahî beyanıyla, has kullarının edep ve nezaket dolu tavırlarını takdir etmektedir. Evet, Allah’ın seçkin kulları, gururlu, saygısız, kaba ve haşin değil, alçak gönüllü bir şekilde, terbiyeli ve nazik yürürler. Kendileri etrafa hiç sıkıntı vermedikleri gibi, cahillerin cahilce tavırlarla onları muhatab almaları, çok kaba hareketler sergilemeleri ve yakışıksız sözler sarf etmeleri karşısında bile asla çirkin bir laf etmez, nezaketlerinden taviz vermezler. Dillerini edep ve nezahete o denli alıştırmışlardır ki, başka bir şey söylemez, sadece “selam” der geçerler.
“İman etmedikçe Cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe, olgun bir imana sahip olamazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayınız!...” diyen Rasûl-ü Ekrem Efendimiz, pek çok hadislerinde selamın önemi ve yaygınlaştırılmasının gereği üzerinde durmuştur. Bir sahabi, “İslamın hangi işi daha hayırlıdır?” diye sorduğunda, Efendimiz, “Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir.” buyurmuştur.
Evet, Peygamber Efendimiz “Efşû’s-Selâm” diyerek, dilimizde de kullandığımız “fâş” kelimesinin farklı bir kipiyle selamı yaygınlaştırmamızı, uğradığımız her yerde emniyet telkin etmemizi, tanısak da tanımasak da karşılaştığımız herkese selam vermemizi ve selamı hiç terk etmediğimiz bir adet haline getirmemizi emretmiştir. Onu, insanların kalblerindeki kin ve nefreti eritecek, aradaki soğuklukları giderecek ve gönüllerde bir sıcaklık hasıl edecek en önemli unsurlardan biri olarak saymıştır. Yalnızca dışarıda değil herkesin kendi evinde de selam alıp vermesi gerektiğini de belirtmiş; yanında büyüttüğü Hazreti Enes’e, “Ailenin yanına girdiğinde selam ver ki, sana ve ev halkına bereket olsun!” buyurmuştur.
Bonjur, Bonsuvar...
Halk arasında kullanılan, “Emniyete ve güvenliğe geldiniz, burada rahat edebilirsiniz; size teminat veriyoruz” manasına gelen “merhaba”; Fransızca’dan dilimize geçen ve bilhassa Tanzimat’tan sonra adeta moda olan “bonjur”, “bonsuvar”; İngilizce’den alınan “hi”, “hello”; Türkçe’nin saflaştırılması bahanesiyle icad edilen “günaydın”, tünaydın” ya da bugün onların yerine kullanılmaya başlanan “iyi günler” ve “iyi geceler” gibi sözler de gönül almaya vesile olabilir; onlarla selamlaşmak, muhatabı görmezlikten gelerek hiç kâle almıyormuşçasına sessizce çekip gitmekten daha iyidir. Fakat, onlardan hiçbiri “Es-Selâmu aleyküm!” demek kadar derin manalar taşımaz ve selamın yerini dolduramaz. Selamın manası çok derindir. “Es-Selâmu aleyküm” ifadesi, “Allah sağlık, afiyet versin, kaza ve beladan emin kılsın” demekten “Cennet dârüs-selâmdır, selamet yeri ve yurdudur. Cennet senin de otağın olsun, Allah seni Cennetlik eylesin. Cehennemden uzak, Cennete dahil olasın; Allah'ın lütfuna erip ebedî saadeti bulasın” demeye kadar çok geniş ve derin manalar taşır.
Ayrıca, selamın hakikatini ve keyfiyetini Kur’an-ı Kerim öğretmiştir. Cennet ehlinin karşılanışını, meleklerin onlara “Selâmun aleyküm” deyişlerini anlatmış ve adeta her selam sözü melekleri, Cennet’i ve ehl-i imanın “selam yurdu”nda karşılanışını hatırlatır olmuştur. Bediüzzaman hazretlerinin dediği gibi, Kur’an’ın her kelimesi bir “melek-i nâtık”tır. Yani, Allah’tan gelen o kelimeler canlı birer çağrıdır, birer davettir. Siz, o mübarek kelimeleri seslendirdiğiniz ya da dinlediğiniz zaman vicdanınızda meleklerin sesini işitebilir, ruhânîlerin teşkil ettiği koroda bulunduğunuzu hissedebilir ve her şeyin ötesinde âdetâ Mütekellim-i Ezelî’ye ait selamı duyuyor gibi olabilirsiniz. Kur’an’ın kelimeleri adeta sizinle konuşurlar ve o muhrik nağmeleriyle, başka hiçbir vesileyle ve hiçbir yerde bulamayacağınız bazı kayıtları sizin ruh disketinize kaydederler. Öbür tarafta o kayıtların çözümüyle yüz yüze geldiğiniz zaman da sizi zevkine doyamayacağınız bir inşiraha ulaştırırlar.
“Selam” da melek-i nâtık denebilecek kelimelerden biridir. Öyleyse, başka sözlerle değil, Kur’an’ın öğrettiği o derin muhtevalı beyanla insanları selamlayın. Uğradığınınız her yerde, çarşı-pazarda, bir dükkanda ya da şadırvan başında rastladığınız her insana “es-Selâmu aleyküm” deyin, niyetinizle onu her an biraz daha derinleştirerek insanlar arasında emniyetin temsilcileri olun. Sizin o samimi söz ve tavırlarınız bir havuza dökülecek, orada değerlendirilecek; çok farklı şekillerde, değişik kalıplar içinde ve ahirette işinize yarayacak bir keyfiyette mutlaka bir gün dönüp size gelecektir; işte o günü intizara koyulun. Kim bilir, belki de o selamlaşmalarınızın herbiri, dualarınıza meleklerin iştirakini sağlayan kapıyı açacak sihirli birer anahtar mesabesindedir. Kim bilir, belki çarşı-pazarda önünüze gelen herkese emniyet ve güven vaad ettiğiniz zaman sizin için de öbür âlemlerde bir kısım emniyet kapıları açılıyordur; sizin bir selamınıza mukabil yüzlerce melek “Selam sizin de üzerinize olsun” diyor ve size dua ediyordur. Evet, böyle bir kazanma yolu varken onu değerlendirmemek, dilsizmiş gibi davranıp selam vermemek ya da başka kültürlerin etkisiyle meseleyi daraltmak büyük bir kayıptır.
-ALINTI- www.herkul.org
Suâl: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba, asıl mal sahibi olan Allah ne fiat istiyor?
Elcevap: Evet, o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiat ise, üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir.
Başta "Bismillâh" zikirdir. Ahirde "Elhamdülillâh" şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad, Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir.
Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip Mün'im-i Hakikîyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.
Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah nâmına başla, Allah nâmına işle, vesselâm.







Allah'ım, kalplerimizi imân ve Kur'ân nuruyla nurlandır.
Allah'ım, bizi Sana muhtaç olduğumuzun şuuruyla zenginleştir; Senden müstağnî durma fakirliğine düşürme. Kendi güç ve kuvvetimizden teberrî ediyor, Senin havl ve kuvvetine sığınıyoruz. Bizi Sana tevekkül edenlerden kıl. Bizi nefsimizin eline bırakma. Bizi, koruyuculuğunla muhâfaza eyle. Bize ve erkek, kadın bütün müminlere merhamet et. Kulun, peygamberin, seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, masnuâtının melîki ve sultanı, inâyetinin gözbebeği, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisânı, rahmetinin timsâli, mahlûkatının nuru, mevcudâtının şerefi, mahlûkatının çokluğu içinde birliğinin kandili, kâinat tılsımının keşşâfı, rubûbiyet saltanatının dellâlı, hoşnut olduğun şeylerin tebliğ edicisi, gizli isimlerinin tanıtıcısı, kullarının muallimi, âyetlerinin tercümânı, rubûbiyet güzelliğinin aynası, şuhud ve işhâdının medârı, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin habîbin ve resûlün olan Efendimiz Muhammed'e, onun bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan diğer peygamber ve resûllere, melâike-i mukarrebîne ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle.
Âmin.(sözler-yedinci söz)
KIL BENİ EY NAMAZ
ÇÖLLERDEN TOPLA HÜCRELERİMİ
RAHMETİNİN SERİNLİĞİYLE YIKA KALBİMİ
KIL BENİ EY NAMAZ
RUHUMU SECDEDE YENİDEN FISILDA BANA.
ŞAH DAMARI YAKINLIĞINDAN EMZİR YETİMLİKLERİMİ.
KIL BENİ EY NAMAZ
DAĞLAR KÜÇÜLSÜN, DENİZLER TAŞSIN, DAĞILSIN KALABALIKLAR.
RÜKU RÜKU DOĞRULT EĞRİLİKLERİMİ.
KIL BENİ EY NAMAZ
İKİYE BÖLÜNSÜN KALBİM KIBLENİN ŞAKAĞINDA.
SEVGİLİNİN İŞARET PARMAĞI DEĞSİN GÖĞSÜME.
KIL BENİ EY NAMAZ
TOPLA SEVDALARIMI KIRIK AYNALARIN ÇATLAKLARINDAN.
ÖMRÜME İLİKLE SEVİNÇLERİMİ, FİRUZE DÜŞLER DÜŞÜR ALNIMIN ŞAFAĞINA.
KIL BENİ EY NAMAZ
TENİM İBRAHİM GİBİ ATEŞE DÜŞMÜŞKEN
GÜL KOKULU SERİNLİKLER DEĞDİR YÜREĞİME
KIL BENİ EY NAMAZ
GÜNAHIN, İSYANIN, NİSYANIN KUYTUSUNDA BÜYÜTTÜĞÜM PİŞMANLIKLARIMIN YÜZÜNÜ KALDIR YERDEN.
AL KARANLIKLARIMI, AL KARANLIKLARIMI GÖZBEBEKLERİNDE YIKA.
KIL BENİ EY NAMAZ
İNSAN KIL BENİ.
DOĞRU KIL.
DURU KIL
DİRİ KIL BENİ.
İNSAN KIL BU BEDENİ.
-SENAİ DEMİRCİ-
AYAĞA KALDIR NAMAZI.TUT ELLERİNDEN... YÜZÜSTÜ BIRAKIP UNUTMA BOŞA GEÇİRİLMİŞ VAKİTLERİN KUYTUSUNDA. KALK AYAĞA, KIYAM EYLE Kİ DİMDİK AYAKTA OLSUN MELEĞİN, YÜZÜNE YUMUŞAK BİR TEBESSÜM SİNSİN, DUDAKLARINDA SONSUZ BİR MÜJDE GEZİNSİN. HESAP GÜNÜ ELİNDEN TUTACAK GÜL YÜZLÜ, SERİN SÖZLÜ MELEKTİR SANA NAMAZ.
BEKLETME NAMAZI. YÜZÜNÜN HARESİNE DÖK BAKIŞLARINI. LOŞ UNUTKANLIKLARIN DUVAR DİPLERİNDE ÇARESİZ BIRAKIP MAHZUN EYLEME. UZAK YOLLARDAN GELEN SEVGİLİN BİL DE ÇIK KARŞISINA. YOLUNU GÖZLE. SÖZÜNÜ ÖZLE. GÖZLERİNİ GÖZLERİNE KİLİTLE. CAN TENDEN GİTTİKTEN SONRA, HESAP GÜNÜNÜN KIRILGAN BEKLEYİŞİNDE, KABRİN KARANLIĞINDA YOLDAŞTIR, YARENDİR, SEVGİLİDİR NAMAZ SANA.
AÇ SUSSUZ BIRAKMA NAMAZI.AĞZINA LOKMA VER NEFESİNDEN SÜZDÜĞÜN DUALARDAN. DUDAKLARINA SU DEĞDİR HUŞU İLE EĞİLDİĞİN SECDELERİN SERİNLİĞİNDEN. BOŞ SÖZLERİN SERKEŞ ÇIĞLIKLARINA SAVURUP AĞLATMA. YALANLARIN SARHOŞ UÇURUMLARINA TERK EDİP ÜZME. KILIÇTAN KESKİN SINANMALARIN, KILDAN İNCE HESAPLARIN KIVRIMINDA YÜRÜYECEĞİN SIRAT KÖPRÜSÜNDE BURAKTIR NAMAZ SANA.
|
|